Filmler

Yönetmen:Mark Neveldine,Brian Taylor

Senarist:Mark Neveldine,Brian Taylor

Tür:Aksiyon,Bilimkurgu,Gerilim

Yapım Yılı:2009

Ülke:ABD

Süre:1.saat 35.dk.

IMDB Puanı;5.6

Benim Puanım:6.5


       
Filmi izlemeyenler için biraz filmin konusundan bahsedeyim.Mahkumlar,sapıklar,uyuşturucudan yatanlar yani dışlanmış ya da standart insan tipinin dışında olmuş bireyleri parası olanların '' Slayers'' olarak kullandığı ve onların içine müthiş bir teknoliyle girip daha doğrusu simulasyon olarak onları kontrol edebildikleri bir ortamdayız.Kable adlı ana karakterimiz,(Gerard Butler) artık olayların farkına varmaya başlar ve bu oyundan kurtulup bunun kurucusundan intikam almak ister.Bu arada bizim bu Slayersları yapan firmayı kötüleyen ve onların dünyaya zararlı olduğu düşünen bir rakip varki biz onu bir arkadaşımla incicilere benzettik. Film özünde bunu anlatıyor fakat filmde çok net göndermeler olduğunu düşünmekteyim şimdi biraz spoiler içerebilir o yüzden izlemeyenler okumasın derim.

Filmi başta böyle klasik 5.6 puan almış bildiğimiz çatışma belki biraz siyaset içerikli klasik bi aksiyon sanıyorsunuz fakat filmi izlemeye başladığım ilk sahneden itibaren aklıma direk,Call Of Duty oyunu geldi,oyundaki bir  çok sahne ve çatışma sahneleri filmde de mevcut bana göre zaten amaçları da bunu yansıtmak olsa gerek.Kable adlı karakterimizi yöneten 17 yaşında Justin Bieber tadında parayı görüp coşmuş bir çocuk var.Belli bir aşamayı geçmişler bir iki oyun daha alırlarsa yani lavel atlarlarsa amaçlarına ulaşacaklar,cocuk genç yaşta kızlardan ilgi görmeye başlayan karakterini aynı WOW adlı oyunda da olduğu gibi ticari amaçla satmasını isteyen tiplerin olduğu bir dünyada.Bu durumda bir tarafları kalkık.Şiddeti seven bir cocuk çünkü bir çok karaktere bürünmek varken silahlı bir adamı tercih etmiş.Oyuncu ve Avcı olarak ayrılıyor bunlar,Avcı dediğimiz Kable adlı karakterin kendisi,Oyuncu dediğimizse bizim 17 yaşındaki justin bieber görünümlü toy oğluşumuz.Oyuncu ve avcı arasında konuşma olması yasak. Ve eğer oyuncu ile avcı arasında bir kopukluk olur bi kontrol kaybı olursa buna tekleme deniyor ki bunuda çoğumuz oyunlardaki '' Bug'' dediğimiz şeye gönderme olduğunu anlıyoruz ki filmde bizim adamlar çatışmaya girerken ortalıkta elinde süpürgeyle gezen sürekli bişiler tekrarlayan deliler var bugcıklarımız.Film böylelikle virtual reality dediğimiz;elektronik yardımı ile; görsel ve işitsel olarak yaşadığımız dünyadan ayrılarak yeni bir yere gitme sanatına güzelce göndermeler var,onun dışında toplumda genelde o yaştaki cocukların şiddet ve silah adam öldürme tarzı oyunları tercih etmesine güzel bir eleştiri var ben çok yerinde buldum.Toplumun ve gençlerin durumu iyi ele alınmış.


Gelelim bir diğer simulasyon karakterine bu karakterler bence mükemmel olmuş yani eğer herkesin evine girebilecek böyle bir teknoloji olsaydı insanlığın bir coğu birbiriyle flörtleşmeyi ve işi aşk olarak değil de sapıklık,porno durumuna getirirdi.Burada karakterlerimizin pornodur,cinsellik isteklerinden önce şiddet oyunları kadar tembelliğe alıştıran oturduğu yerden herşeyi yapabilen hayalindeki ya da olamadığı aykırı karaktere bürünmesini ele alıyor film.300-400 kiloya yakın oturduğu sandalyeden kalkmadan çörek yiyen bir adam porno karakteri yaratıyor ve the sims adlı oyunun biraz daha bel altı versiyonu şeklinde benim simulasyon bahçesi olarak tanımladığım herkesin online olarak karakterlerini tanıştırdığı yere gidiyor ve kız olarak erkek tavlıyor ve oturduğu yerden orgazm olabiliyor.Sadece parmaklarıyla ve konuşarak yapıyor bunu.Tembelliğe bakar mısınız! Bu sahnelerde pornoya olan ilginin aşırılığını ve sanal alemin insanı iyice tembelleştirebildiğinin kanıtı.



Adamımız ordan kaçıyor bir şekilde belli mantık hataları da olsa detayları çok vermedim ama karısı ve cocugunu buluyor onu bu hale getiren adamı buluyor hesaplaşıyor ve film mutlu sonla bitiyor,filmin puanının bu kadar düşük olmasının tek sebebi budur bence. Filmin çözümlemesi iyi yapıldığı zaman gerçekten bildiğimiz aksiyonlardan olmadığı ortada.