15 Ağustos 2011 Pazartesi

The Smurfs


Yönetmen: Raja Gosnell

Senaryo:Peyo, J.David Stem,David N. Weiss

Tür:Animasyon,Komedi.

Yapım Yılı:2011

Süre: 1 Saat 45 Dk.

IMDB Puanı:4.5

Benim Puanım: 6.0
Nasıl başlıyacağımı bilemediğim bir yazı olucak.Çocukluğuma inmemi sağlayan Şirinler yıllar sonra sinemaya aktarılıyor ve 2011 yılına uygun bir şekilde NY Central Park'ta geçen hikayeleri anlatılıyor.3 boyutlu ve normal versiyonları olarak Türkiyeye gelen filmi ben normal izledim ama tabi hepsi türkçe dublajdı çocuklar için olduğu için normal karşıladım fakat bir süre sonra orjinal dilini izleyeceğim.
Filme bir bakıcak olursam.Şirinler köylerinde herzamanki gibi mutlu mesut yaşamaktalar,hazırlıklarını sürdürmekteler.Her şirini bir kez görüyoruz mutlaka,Şakacı,Sakar,Şirine,Uykucu,Sinirli,Bilgili,Cesur vs.Köyde yapılacak şenlikler için provalar sürerken Sakar Şirin garibim o da katılmak istiyor fakat izin verilmiyor ona ona yapmaması gerekenler ve yapması gereken işler söyleniyor.Ama tabi garibim dışlandığından dolayı;''Sakar sen mantarları toplama orası tehlikeli.'' denmesine rağmen o bunu dinlemiyor ve mantarları toplamak için yol alıyor. Bu arada Şirin Baba evinde belli iksirlerle uğraşıyor ve geleceği görüyor o gelecekte Sakar şirin yüzünden başlarına bir çok şeyin geleceğini görüyor.Sakar şirine bakınırken bu arada Sakar şirin çoktan Gargamelin görüş mesafesine giriyor ve kaçmaya çalışırken köyün yerini Gargamel'e göstermiş oluyor. Böylece Gargamel oraya geliyor ve köyü gene dağıtıyor Azman ile beraber,böyle olunca Sakar şirin ne tarafa giderse (ki yanlış tarafa gidiyor.) onu kurtarmak için oraya gidiyorlar ve bir geçite geliyorlar. Oradan Gargamel'e yakalanmamak için geçiyorlar ve maceramızın dozajı burada artıyor. NY Central PARK civarlarına geliyorlar ve orada herkesin How I Met Your Mother adlı diziden bildiği Neil Patrick Harris ile tanışıyorlar.Filmde de kendi ismiyle oynuyor Patrick adlı bir karakteri canlandırmakta. Oyunculuğunu beğendim diyemiyeceğim dublaj izlediğim için adam gibi bir yorum yapamam o yüzden en iyisi ne iyi ne kötü bir şey dememek.Patrick bir kozmetik firmasında terfi etmekle etmemek arasında savaşan bir adamdır ve eşi hamiledir,yakında baba olucaktır ve bunun ayrı bir baskısı vardır üzerinde.Bir de üzerine düşman mı dostmu olduklarını bilemedikleri özünde çok şeker ve her kelimenin başına şirin kelimesini ekleyen mavi cücelerle tanışır evine gelen bir kutuda.Başta birbirlerine saldırsalar da sonra birbirlerine ne amaçla burada olduklarını anlatıp konuyu kavrayınca Patrick ve ailesi onlara bakar ve amaçları için onlara yardımcı olmaya çalışır.
Bu arada Gargamel de bir şekildeşirinleri takip etmiş ve NY'a gelmiştir. Azman'ın ağzından Şirinenin saç kılı çıkar ve Gargamel bununla şirin özü oluşturup NY gibi bir yerde bile büyü yapıcak yer bulur.Bu arada Şirin baba oradan nasıl kaçacaklarını bulmaya çalışırken olaylar daha da karışır.

Filmi kendi açımdan yorumlayacak olursam,ben beğendim,beğenmeme gibi bir durumum olucağını sanmıyorum bir kere animasyon olduğu için çok eleştirilicek bir film olduğunu düşünmüyorum.Dublaj izledim ve yaklaşık 100 çocukla izledim çok eğlenceliydi korkanlar bağıranlar gülenler heyecandan ayaklananlar baya hareketli ir sinema salonundaydım.Dublajı çok güzel yapmışım şirinlerin sesleri çok yerindeydi ve espriler kelime oyunları çok iyiydi.Yukardaki resimde gördüğünüz kareler benim en çok keyif aldığım karelerdi. Şirinlerin çizimine gelince bir tipsiz olsalarda özünde domuz burunlu mavi canlılardı kendileri gene de beğendim. Diyecek pek bir şey yok çocukluğunuzu hatırlamak isterseniz izlemeden geçmeyin.


8 Ağustos 2011 Pazartesi

Before Sunrise ve Before Sunset

  Yönetmen:Richard Linklater

 
  Senaryo:Richard Linklater,Kim Krizan

  Yapım Yılı:1995

  Yapım Yeri:ABD,Avusturya,İsviçre

  Tür:Romantik,Komedi,Dram

  IMDB Puanı:8.0

  Benim Puanım:8.0



Filmimiz trenin içinde başlıyor.Tren de oturan birbirinden habersiz farklı karakterlerimize göz atıyoruz. Bir çift güzelce sohbete başlayıp kavga ediyor,sessizce oturup kitabını,dergisini elinde her ne varsa okuyan kendi halinde bir çok model görüyoruz,kimisinin suratı hüzünlü,kimisi umut dolua bakışlar sergilemekte. Kavga eden çiftimiz bir süre sonra çevreye rahatsızlık veriyor ve yer değiştiren insanlar arasında olan Celine ve Jesse birbirleriyle konuşma mesafesine oturuyorlar.Yavaştan bir sohbettir laf atmadır gidiyor ve bunlar trenin restaurant bölümüne gidip oturup bir şeyler içmeye,sohbetlerine orada devam etmeye karar veriyorlar.Kız kendini tanıtıyor,oğlan kendini tanıtıyor.Burada görüyoruz ki hiç tanımadığın ve çevrenle hiçbir bağlantısı olmayan bir insana bir şeyleri anlatmak çok daha kolay ve tarafsız oluyor. Film yönetmenlik ya görsel bir film değil filmin yüzden doksan beşi diyaloglarla geçmekte ve böylece herkes kendi hayatından,karakterinden bir şeyler yakalayabiliyor.Klasik romantik komedi gibi bir ilerleyişi yok filmin devamının çekilmesi  de bunun en belirgin özelliği zaten.

Karakter analizi yaptığımız zaman;Jesse;belli bir yaştan sonra annesi ve babası boşanmış yani aile düzeni içinde büyümemiş oradan oraya sürüklenen bir çocuk.Çılgın bir karakter olabiliyor yeri geldiğinde ve ikna edici sorular yönetlebiliyor,konuştuğu kavramı sıradışı bir yönüyle eleştirebiliyor sizi şaşırtıyor bu durumda da.Trende yolculuk etmesinin sebebi,sevgilisinin yanına gidiyor ona süpriz yapmaya fakat kendisinin istenmediğini anlayınca ayrılıyor ondan en ucuz trenle viyanaya gitmeye karar veriyor.Jesse rolünü yakışıklı oyuncu Ethan Hawke oynamakta.Oyunculuğuna gelince de kendisini çok izlemiş değilimdir bu yüzden genel bir yorum yapamıyacağım ama fena değildi,yani bazı yerlerde yapmacık gelse de bu kadar diyalog olan bir filmde gene oldukça başarılıydı.
Celine adlı karakterimize geldiğimizde ise;Kendisi babannesini ziyaret etmiş oradan dönüş yaparken karşımıza çıkıyor.Jessenin aile yapısına göre düzenli ve mutlu bir aile çevresine büyüyen iyi aile kızı modunda kendileri.Sakin ve pek maceracı olmayan bir karakter ve standartlarla büyümüş olsa gerekki geniş fikirlere bazen yer veremiyecek dogmatiklikte bir yapıya sahip ve her fırsatta ölümden korktuğunu dile getirmekte.
Oyunculuk olarak çok tatlıydı böyle pasif bir karakter gibi ama arada gaza gelip çılgınlıklar yapabileceğini iyi gösteren bir karaktere bürünme işinin altından iyi kalktı. Nasıl bir cümle yazdım acaba olsun sıcaklardan diyelim geçelim arkadaşlar. Jesse rolünü ise Julie Delpy adlı güzel bayan oynamış.
Filmin spoiler gibi olan kısmından bahsedeyim biraz.Trende Celine ve Jesse sohbetine devam ediyor fakat bir süre sonra Jesse'nin inmesi gereken istasyona varıyoruz. Jesse dayanamıyor '' Benimle in beraber Viyanayı dolaşaım.'' diyor Celine adlı hatunumuza.Kız başlarda naz yapıyor fakat sonra Jesse onu romantik bir şekilde ikna etmeyi beceriyor ve iniyorlar. Bir gün sonra adamın ucağı var bu bir günü iyi değerlendirmek zorundalar ve film zaten bu 24 saat içinde olanları anlatmakta.Sürekli konuşuyorlar,farklı konuları ele alıyorlar romantik dakikalar yaşıyorlar derken bunları dönme vakti geliyor ve hüzünlü bir ayrılış oluyor. Birbirlerine söz veriyorlar 6 ay sonra belli bi saatte belli bir istasyonda buluşacaklarına ve böylece ikinci filmin kapıları açılıyor.Şimdi sıra ikinci filmimizde,yalnız enteresan bir durum var benim merak ettiğim ve açıkcası araştırmadığım bir konu ikinci film niye bu kadar geç vizyona girdi aralarında 9 senelik bir zaman farkı var,acaba bilerek böyle yaşlanmış modda olmak için mi geçirdiler bu süreyi bilemedim neyse.


BEFORE SUNSET
Yönetmen ve senaryo gibi şeyleri tekrar yazmıyacağım kadro tamamen aynı yönetmen ve senaristte ilk filmle aynı kişiler,tek fark süre ve imdb'de aldığı puan oda 8.1 ben de öyle vereyim hadi.Pek emin olamıyorum romantik komedi filmlerine puan verirken bana çok basit geliyorlar pek tarzım değil ama bu film romantik ve devam filmi çekilen enteresan bir kurguya sahip olduğu ve diyalogların boş olmadığını varsayarsak 8i hak etmiş olabilir.
Bu filmde anlatılanlar ise,çiftin acaba 6 ay sonra o istasyona buluşmaya gelebildiklerimi gelemediklerimi.Film Jesse'nin Pariste bir kitap evinde yazdığı kitabı imzalaması ve Celine'n imza gününün sonunda dükkanda belirmesiyle başlıyor.Jesse çok şaşırıyor ve akşam ki ucağına kadar gene vakit geçirecekleri bir süreye sahip oluyorlar.Burada öğreniyoruz ki Celine 6 ay sonra oraya gelememiş çünkü geleceği gün babannesinin cenazesi varmış.Jesse başta gelmedim desede onun da sonradan oraya geldiğini ve onu saatlerce beklediğini öğreniyoruz. Tabi şu anki zaman dilimi bu olanlardan 9 sene sonra,Jesse evlenmiş mutlu bir evliliğe sahip değil çocugu olmuş ve doyum noktasına ulaşmış aynı ilk film de dediği gibi.''Şu an benimle bu trenden inmezsen ilerde biriyle evlenip mutsuz bir evlilik yaşayıp hayatına giren insanları düşünerek aklına beni getirceksin.'' durumuna gelmiş.Celine ise yüksek lisansını yapmış ve Fransa'da evinde yaşamakta.Mutsuz ilişkiler yaşamış Jesse'yi unutamamış ama klasik unutmuş numarası yapmakta. İkiside birbirleriyle bunları konuştuktan sonra yavaş yavaş ayrılık vakti geliyor ve filmimiz süpriz bir sonla bitiyor.İzleyiciye bırakılmış bir son diyeyeim izlemek isteyenler için. Gerçi yeteri kadar spoiler verdim. Filmde hayata dair bir çok gönderme vardı.Yani seçimlerimiz ve seçimlerimizden sonraki mutlak kadere insanların bir yerden sonra çözüm bulamadığı ve her şeyin olması gerektiği gibi olduğu bir durum söz konusu.Eğer Celine'n babannesi o günlerde vefat etmemiş bir gün önce ya da bir gün sonra olsaydı hayatları çok daha farklı olabilirdi.Ufacık gibi gözüken bir seçimin insanın bir ömrünü etkilemesi denilen şeye bence hayat diyoruz bu yüzden bu filmi kaçırmamanızı öneririm.